28 Ocak 2014 Salı

-Kaybolmuş Şehrin Hayalet Aşıkları- 1.Kısım

                              ''sana ayrılık cümleleri biriktirdim ve çokça hoşçakallar ''

        Geriye dönüp bakmaya  korkar insan, yaşanmışlardan çok yaşanmamışlar sızlatır çünkü yüreğini. İmkansız bir aşk hikayesi değil bu. Sevda kaybından ölen bir aşkın hikayesi. Aşk kalabalık caddelerde tenha bir sokaktır.

       Hayat beni sevdamdan sürgün etmek için bekliyordu. Saatte bakıyordum, yelkovan bir yarış atı gibi koşuyordu. Sigaralarımın ardı arkası kesilmiyordu. Evet gelmemişti. Tam dört  yıl bir fiil
sevdiğim kız o gün  buluşma yerine gelmemişti. Üstelik birazdan Almanya'ya gideceğimi bildiği halde. Bir felaket habercisi yollayıp bana bir zarfla elveda etmişti. Yazarken ağlamış  olmalı o fütursuz ve acımasız cümleleri...
      Almanya benden sevdamı alıp bir mühendis ünvanını yüklemişti. Bir insan aklına geldiği zaman boğazın mıh yutmuş gibi acıyorsa hala yaşıyorsun demektir. Birazdan Ankaraya dönmek için yola çıkacağım. Hayat yine bizi bu gri tonlu vefalı şehire götürüyordu...
 
                                             " sen benim en iyi zaman kaybımdın "
    
      Ankara'da yüreğim yanarken ellerim üşüyordu, ne garip. Ankarayı adım adım geziyordum,
 bir vefalı dost gibi. Önce o taş kaldırımlarla buluşmuştum. Sonra dost sıfatını layık gördüğüm Tahsinle. Tahsin hayatına babasının lokantasında devam ediyordu. Evlenmiş ama sevda onada ayrılık dolu bir senaryo hazırlamış. Yüreğini alıp gitmiş çok kez ama Ankaraya ayıp olamsın diye geri dönmüş. Çaylarımızı fondipleyip, o üçüncü sınıf  ve hala değişmeyen çay ocağından kalkmıştık. Tam ayrılmak üzereyken '' Serpil taşındı biliyorsun değil mi?'' dedi. O gözlerinde boğulduğum yüreğimi titreten kızın adını duymak bile heycanlandırmıştı beni. Ben konuşmayınca Tahsin devam etti. ''Yoksa bilmiyormuydun? Sen gittikden bir hafta sonra oda taşındı''  akşam görüşürüz diyip oradan ayrıldım. Nefret ve özlemle yanan yüreğim sıtmalı bir  hasta gibi titretiyordu beni...

                 ''sakin hayatın tsunami gibidir bazı kelimeler ,kısa sürede hayatmızı alt üst eden.''
   
       Serpilin yazdığı o son yazdığı  kelimeler birer kurşun gibi yüreğime saplanmıştı. İstemsiz öpüşler de ruhsuz bedenlerde aklıma geliyordu hep . Unutmak istediğim her gün ağlamaklı bir kabus görüyordum. Ah be! diyerek ağlıyordum. Hayatın doruk noktasından yüzüstü yere düşmüştüm sanki. Almanyadayken gurumun tutsaklığından kurtulup ahizeye sarılmıştım. Neden? diye sorduğum her cümleye ''seni sevmiyorum'' diye cevap veriyordu. Kaç kez görüşmek istesemde bir daha hiç haber alamamıştım...


''ritim bozukluğu yaşanıyor yüreğimde ve sen merkezli bir deprem. Enkazda kalmış umutlar, sevda ise ihanetten uzak bir şehir...''

        Sormadığım kimse kalmamıştı ama bir haber alamamıştım. Bir kuş olup gitmişti sanki hem nefret ettiğim hemde sevdiğim o kadın. Yüreğim daralıyordu artık bu şehir de. Karşısına çıkıp neden böyle oldu demek istiyordum sadece ve son kez öpmek. Kabuk tutan yaram kanıyordu   yine sebepsiz ağlayışlarla. Sanki heran karşıma çıkacak gibi hissediyordum yada kendimi avutuyordum. Serpilin lise yıllarındaki  bir arkadaşına ulaşmıştım. Bana sadece ''Fuat serpil seni gerçekten seviyordu. Sen gittikden bir hafta sonra hiç bişey demeden taşındılar burdan. Nereye taşındıklarını bilmiyorum malesef.'' dedi... 
       
                
                      '' vazgeçmek sıradan bir elvada değil, belkide mutlu bir başlangıçtır.''
     
        Tüm bu olanlara rağmen hayat devam ediyordu. Artık bu acı ile yaşamaya alışmam gerekiyordu. İlk gelen iş teklifini kabul edip hayatıma devam etme kararı almıştım. Bir hafta içinde İstanbul'dan bir  şirketten afilli bir mail gelmişti,bu cuma mülakat için bekliyoruz ile biten. Arkama bakmadan gitmek istiyordum bu nefesimi kesen şehirden. 
        Cuma günü sonunda gelmişti. Hiç bişey düşünmek istemiyordum. Sanki biraz duraklarsam herşey başa dönecek gibiydi. Son bir kaç sigara yaktım  elveda hükmünde Ankara'ya karşı. Taksiye binip yeniden doğmak için bu şehirden gidiyordum. Bu şehirde olmak bile yaramı kanatmaya yetiyordu. Savaşda esir düşmüş bir tutsağın özgürlüğe koşuşu  gibi kaçıyordum artık... 
                
                   
                        ''şimdi silahına bir kurşun daha koy çünkü umutlar kolay ölmez. ''
              
        Gözlerim dalmıştı sert bir frenle irkildim. Taksici arkaya dönmeden ''kusura bakmayın beyfendi'' dedi. Hiç birşey demeden cebimden bir sigara çıkartıp ateşledim. Fren esnasında uçak biletim aşağıya düştüğünü fark ettim. Almak için yöneldim. Elime bir kolye gelmişti. Kolyeye bakınca yüreğimde bir sıcaklık hissettim ve  heycanlanmıştım. Çünkü bu benim Serpile hediye ettiğim kolyenin aynısındandı. Heycanla kolyeyi açıp içindeki fotoğrafa  bakmak istedim. Zaman durmuştu ellerim titriyordu. Kolyenin içini açmıştım artık nefes alamıyordum. Taksiciye sadece ''dur!'' diyebildim...

        

          2. kısım 4 Şubat 2014 yayında olacak. Görüş öneri özellikle eleştirilerinizi emre1372@gmail.com adresine lütfen yazın. İlk kısım biraz sıkıcı olabilir ama gerçekten keyifle okuyacağınız bir hikayeye dönüşcek. Vakit ayıran herkese teşşekür eder iyi akşamlar dilerim.

                                                                                                                   emre/pozivit





26 yorum:

  1. kardeşim çok başarılı... @holocust

    YanıtlaSil
  2. emre dostum bu işi biliyorsun sen :)) @sevdacayi

    YanıtlaSil
  3. Gayet akıcı bir anlatımın var . Başarılı. 2.kısmı bekliyorum 4 şubat ta burda seni okuyor olacağım.Tebrikler Emre'cim...

    YanıtlaSil
  4. Güzel bir baslangic olmus, kalemine saglik :) devamini bekliyoruz...

    YanıtlaSil
  5. İlgi çekici ve merak uyandırıcı... Bir kaç cümle sonra konunun içine dalıyor ve yaşıyor okuyucu... Başarılar...

    YanıtlaSil
  6. Anlatım akıcı,duruluk var.Olaylar birbirini takip ediyor ve okuyucu merakta bırakılıyor.Beğendim ve devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
  7. sayfanızı takıp etmıyordum yeni fark ettim. gerçeten oldukca ıyı. artık yazılarınızı takıp edecegım. ıyı aksamlar basarılar.

    YanıtlaSil
  8. Savaş da esir düşmüş bir tutsağın özgürlüğe koşuşu gibi kaçıyordum artık... '' vazgeçmek sıradan bir elvada değil, belkide mutlu bir başlangıçtır.'' 2. kısımı sabırsızlıkla bekliyorum Emre,eline yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  9. Gerçekten muhteşem. Kahraman Tazeoğlunun tadını buldum okurken. Bir kitap çıkartırsanız, hemen alırım. Çok beğendim, başarılar...

    YanıtlaSil
  10. Muhteşem olmuş. Yüreğine sağlık Emre. Okuduğum her eserin ayrı bir tat, ayrı bir keyif veriyor. Yolun ve bahtın açık olsun..!

    YanıtlaSil
  11. ''sakin hayatın tsunami gibidir bazı kelimeler ,kısa sürede hayatımızı alt üst eden.'' kardeşim cok başarılı eline yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  12. çok başarılı ,tebrikler

    YanıtlaSil
  13. çok iyi çok başarılı @katycat_bella

    YanıtlaSil
  14. Basarilarinin devamını dilerim kardesim.

    YanıtlaSil
  15. konu Ankara olunca hikaye alıp götürüyor.Başarılı fakat Ankara tasvirleri de verilirse daha da güzel olacağını düşünüyorum.Hoş bir hikaye meraklandim.

    YanıtlaSil
  16. Okumaktan büyük zevk duydum ellerine sağlık devamını merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil